|
KARŞI KONULMAZ ERKEK OLMANIN GİZLİ YOLLARI1 - Hazla Gelen Bağlanma: Yüksek Hazlı Seksin Bilimi ve Yakışıklılığı Yaratan Kimyasallar
Kadınların, partnerlerini farklı bir büyüyle görmeye başlamalarının ardındaki nörokimyasal sırlar
Yazı: ALTAR BAYKAL
Hadi itiraf edin: Ben dahil çoğumuz kadınların gözünde decent guy değil "arzu nesnesi" olmayı isteriz. Bu dizi yazımda sizlere "Karşı Konulmaz Erkek" olmanın yollarını anlatmaktayım. Ancak bu kez KADINLARA YAKINLAŞMAKTA YENİ BİR PARADİGMA adlı yazımda dile getirdiğim gibi kadınlarla pozitif değerlerle köprü kurmanın değil; partnerinizin sizden vazgeçememesinin, onu büyülemenin, hatta -fiziksel olarak "top model" statüsünde olmasanız da- sizi çok çekici olarak görmeye başlamasının yönteminden söz edeceğim. Ana konumuz ise hem cinsellik, ama hem de bilim olacak. Yukarıda saydığım sonuçlara ulaşmanın yöntemi ne yakışıklılık, ne zenginlik, ne şöhret, ne penis boyu, ne de uzun ereksiyon gücüdür. Partnerinizin sizin için -biraz abartayım- "deli-divane" olmasının EN GÜÇLÜ VE KESİN YOLU onu yatakta kendinden geçirmektir.1 Hiç konuşulmasa, kadınlara yakıştırılmasa, hatta tabu olarak görülse bile, pek çok kadını erkeğe bağlayan sihir cinsel açıdan tatmin dolu seks saatleridir. Beni okumakta olan hanımların kimilerinin tek kaşları havaya kalkmış olabilir. Oysa sekse pek de muhteşem istekle evet dememiş kadının büyük zevk anları sonrasında erkeği farklı bir büyü ile görmeye başlayabilmesi, hatta onun -önceden fark etmediği kadar- yakışıklı olduğunu düşünmeye koyulması durumu boş bir halk safsatası veya şehir efsanesi değil, bütünü ile bilimseldir. Sevgili üvey annemin "Kadının gözüne sihirli su sürülmesi" olarak nitelediği bu görüş ve algı değişiminin ne kadar gerçek olduğunu ve nasıl vuku bulduğunu teori değil, bilim temelinde öğrenmek için okumayı sürdürün. Kadına cinsel açıdan yüksek düzeyde zevk veren ve tatmin eden erkeğin ilk "yüksek hazlı" sevişme ardından bile çok daha yakışıklı ve çekici görünmesinin gerisinde her zamanki gibi beyin, yani nöro-kimyasal etkiler vardır. Nöro-kimyasal, nöronlarda (beyin hücrelerinde) meydana gelen kimyasal olaylara verilen addır. Nöronlar kendi elektriklerini kendileri üretirler. Bu elektrik, bir nörondan diğerine bazı kimyasalların salgılanması ile akar. İşte yüksek zevk yaşattığınız partnerinizin size bağlanmasının, sadık kalmasının ve sizi öncekine oranla çok daha yakışıklı görmesinin nedeni bu ve bazı diğer kimyasalların YÜKSEK ORANDA salgılanmasıdır. Sizi farklı gözle algılatan kimyasalların ilki (ilk nöro-kimyasal unsur) oksitosindir. (Bu kimyasal hakkında bilgi edinmek için Aşkın Bilimi adlı yazımı okuyabilirsiniz.) Oksitosin garip bir kimyasaldır: Ne hormondur (hipotalamusta üretilir, hipofiz bezinden kana salınır), ne de nörotransmiterdir (beyin elektriğinin, yani sinyalinin, nöronlar arasındaki boşluklar olan sinapslardan geçmesini sağlayan kimyasallardandır). Oksitosn bir nöropeptittir; hem hormon gibi kana salınıp tüm bedeni etkiler, hem de nörotransmiter gibi beyinde sinyaller taşır. Bu yüzden ona “çifte kimlikli” bir molekül diyebiliriz. Oksitosin ön sevişmede (yani sarılma, öpüşme, ten teması sırasında) yükselmeye başlar… cinsel birleşmede artar… orgazmda doruğa çıkar.
Ancak kadının gözüne -sevgili üvey annemin sözü ile- "sihirli su" sürülmesi için oksitosinin yüksek miktarda salgılanması ve süreğen olması şarttır. Bu nedenle: Yüksek zevk ve yoğun orgazm dopamin miktarını eş güdümlü olarak arttırır. Beyin yüksek dopamin nedeni ile erkeği zevk kaynağı olarak algılar; görsel uyaranlar (yüz, beden) daha çekici olarak kodlanır. Partneriniz sizi gördüğünde dopamin salgısı başlar, güzellik algısı güçlenir.
Dahası; oksitosin ve dopamin birbirlerini tetiklerler; birinin düşüklüğü ya da yüksekliği diğerini de etkiler. Oksitosin yükselince dopamin de daha aktif hale gelir. Oksitosin ve serotonin "paslaşmaları" da yüz ifadelerini daha sıcak ve çekici algılamamıza neden olurlar. Zevk kaynaklarını daima "çekici" ve "karşı konulamayan" biçiminde deneyimleme nedenimiz söz konusu bio-sistemdir. Dopamin yükseldiğinde serotoin baskılanır; yani serotonin devreleri görece daha az aktif hale gelir. Serotonin düşüklüğü ise obsesif düşünceye benzer bir etki yaratır! Böylece partnerin kusurları görmezden gelinir, olumlu özellikleri abartılır, görüntüsü, konuşması, hal ve gidişi, yaptığı/ettiği akıldan atılamamaya başlar. Beyin önemli ölçüde ona odaklanmaya koyulur. Yüksek haz limbik sistemi de etkiler. Bu etki, yani aktivasyon, görsel kortekste “pozitif önyargı” yaratır: kusurlar silikleşir, olumlu özellikler abartılı görünür… beynin “güzellik filtreleri” değişir. Bu noktadan sonra psikolojik etmenler devreye girer ve "yeniden çerçeveleme" başlar. Başta isteksizlik olsa bile, yoğun zevk deneyimi kadının zihninde erkeği “haz sağlayan kişi” olarak yeniden konumlandırması bilişsel psikolojide “pozitif pekiştirme” adını alır. Hissedilen zevk, erkeğe yöneltilen önem ve değerin artışını meydana getirir. Ayrıca "Bağlanma Teorisi"ne göre içerikte gözetme ve şefkate benzeyen duyguların da bulunduğu yakınlık, çocuklukta gelişen bağlanma sistemini tetiklemektedir. Oksitosin ile erkeği "güvenli bağlanma figürü" gibi algılamaya başlayan kadın cinselliğe temkinli yaklaşmaya koşullanmış olsa bile erkeğin yaşattığı zevk deneyimi bu bariyerleri kırarak erkeği farklı bir gerçeklikte görmesine ve kapılarını açmasına neden olur.
Özetle: Seks değil; YÜKSEK HAZLI SEKS bir sihirdir. Yoğun cinsel zevkler göze sihirli su sürerek beğeni var eder, bağlanma var eder… ve sadakat var eder.
DİP NOTLAR
[1]
Kadınlara yatakta benzersiz tatminler verme ise penis boyu veya ereksiyon süresi uzunluğu ile bütünü ile alakasızdır. Bu konu hakkında farklı bir yazıda konuşuruz.
|
| Ana Sayfa | Altar Kimdir? | Kitapları | Yazıları | İletişim |
| Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal | Copyright © 2023 - |