KARŞI KONULMAZ ERKEK OLMANIN SEKSTEN GEÇEN YOLLARI

2 - Cam Tabuttaki Kadın Bedenleri: Beyaz Atlı Seks Prensi Olmak

Masallardan Gerçeğe: Kadın Bedeninde Hibernasyon ve Gerçek Erkek Prensler

<< Önceki Bölüm

Tüm Bölümler    |    Okumaya İlk Bölümden Başlayın!

Yazı: ALTAR BAYKAL

Önceki bölümde partneriniz tarafından Karşı Konulmaz Ve Yakışıklı Erkek olarak algılanmanın en güçlü yolunun ona muhteşem bir sevişme ve orgazm yaşatmak olduğunu bilimsel temelde anlattım. Yazıyı okuyan pek çok hemcinsimin "Bunu yapmak isterim ama ne kadar çabalasam onu yüksek düzeyde uyaramıyorum" dediğini duyar gibi oluyorum.

Hemen bu düşüncedeki okurlarıma hak verdiğimi belirteyim… ama şunu da ekleyeyim: Şikayet ettiğiniz durumun nedeni yüzyıllardır kadınların uyumakta (daha reel olarak dile getirelim "uyuşmuş şekilde yaşamakta") olmalarıdır.

Okumakta olduğunuz bölümde bu konudan konuşacağım.

Eskilerin "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" sözü realitenin ta kendisidir bence. Örneğin "İlkel insanların uydurmaları" sanılan yaratılış mitleri evrenin meydana gelişi hakkında ciddi ipuçları vermektedirler. Birçok masalda da aynı şekilde "Bilinen ama dile getirilmeyen" gerçekler saklıdır.

İki ünlü masalı -Uyuyan Güzel ve Pamuk Prenses masalını- ele alalım: İkisinde de ölüme benzer bir uykuda olan prenses ve onu görünce öperek uyandıran bir prens vardır.

Uyuyan güzel bir halk masalıdır. Grimm kardeşler tarafından yeniden yazılmıştır. Masalda bir pensesin doğumunun kutlanması için yapılan baloya çağrılmadığına öfkelenen peri Malefiz yeni doğmuş prensesi lanetler; prenses 16 yaşına girdiğinde iğne batması ile öleceğini söyler. Ama iyi bir peri laneti hafifletir… prenses sadece uyuyacaktır. Sarayda tüm iğneler yasaklansa da meraklı prenses bir gün şatonun ücra bölümünde bu fermanı bilmeden kumaş dokuyan bir kadının odasına girer, böylece parmağına iğne batar ve onunla birlikte tüm saray uyur.

Pamuk Prenses masalı ise Grimm kardeşlere aittir. Bu masalda prenses yaşlı kadın kılığına girmiş büyücü üvey annenin verdiği zehirli elma ile uykuya dalar. Prenses, dostu ve koruyucusu cüceler tarafından bir cam tabuta konur.

Masalların bundan sonrası benzerdir. Bu öyküleri duyan serüven sever bir prens bir masalda herkesin uyumakta olduğu şatoya, diğerinde başında cücelerin ağlamakta olduğu cam tabutun yanına gelir… prensesi öper… böylece prenses uyanır… ömürlerinin sonuna dek birlikte mutlu yaşarlar.

Yani iki prens de uyumakta olan prensesleri sarsarak, şiir okuyarak, başka bir büyü uygulayarak değil -masalda elden geldiğince romantize edilse de aslında cinsel temelli bir eylem olan- öperek uyandırır.

İki masalın de temeldeki tema (gizli olsa da) ortaktır: Kadınlar, hatta ülkedeki insanlar, pasif halde bir uyuşukluktadırlar. Kadını canlandıran bir erkeğin (prens şeklinde betimlenen mükemmel erkeğin) cinsel içerikli temasıdır.

Bu tema -inanın bana- gerçeklerden etkilenerek kaleme alınmıştır.

Kadınlar -bu görece özgürlük çağında bile, yani G ve P noktası (kadın prostatı) keşfedilmiş, klitorisin minik bir başçık değil, kadın bedeninin içinde koca bir organın görünen küçük bir bölümü (aysbergin başı) olduğu keşfedilmiş olsa bile- bedenlerini tam kapasite yaşayamamaktadırlar. Onları "yaşatacak" olan ise erkekler… masallara "mükemmel erkek" olarak yansıyan erkekler, yani beyaz atlı seks prensleridir.

Kadınların sekse arzuladığımız kadar yakın olmama nedenleri çoğumuzun beceriksizliği ve bencilliğidir demeyeceğim… bilgi noksanı ve yetişme biçimlerimizdir. Bizler sadece bize ezberletilenle doğruları uygulamaktayızdır. Bize ezberletilen yasaklar, kurallar ve kanunların gerisinde seks enerjisinin özgürce akmasını engelleme, insanlara böylece negatif enerji ürettirme ve bundan nemalanma planı vardır. Planın var edicisi reel güç odakları olabilirler… ama kimi bilir… belki de astral güçlerdir.

Anılan plan muvacehesinde seks enerjisini bastırmak için bastırılacak hedef, tabidir ki seksi enerjisini yaşatacak taraftır. Kadının yasaklanıp bastırılması, erkeklerin değil, kadının seks ile bağlantılı cins olduğunun kanıtıdır. Farklı bir dile getiriş ile: Asıl seks sever olan kadınlardır. Onların sekse bizden daha az düşkün olma nedenleri seks diye dayatılan yalanlarla uyuşturulmuş -hatta korkmadan diyeceğim- KÜSTÜRÜLMÜŞ olmalarıdır.

Ataerkil kültürde seks, prefrontal korteksi gelişmiş canlıların (insan adlı yaşam formunun) doğal zevk alma düsturunu ön plana çıkartamayacak şekilde dizayn edilmiştir. Bu durumun anlamı ortada "insanî seks" olarak katre kalmaması ve olayın -beyin yapısı daha farklı- canlıların (örneğin hayvanların) "çiftleşmesine" dönüşmesidir.

Daha da kötüsü, seksin sadece son ve kısa safhası olan bölümün erkeğin zaferi ve gücünün temsili olarak tanıtılmasıdır.

Daha-daha da kötüsü vardır; bu da söz ettiğim çarpık yapının erkeğin bilincine bebeklikten başlayarak ailesi tarafından embed edilmesidir.

İnsan cinselliğinin Cennet ile kontak kurduracak yapısının anahtarları böylelikle süredurumun dışına itilir. Cinsellik artık SADECE SİNİR UÇLARININ ALGILAMALARI İLE SINIRLIDIR. Oysa insan, sadece sinir sistemi değildir. Bilakis, sinir sistemini bile psikolojik olarak etiketlenen bazı dinamikler, sistemler tarafından yönetilmektedir. Bu dinamik ve sistemler köreltildiğince cinsellik artık erkeğin kısa süreli boşalması demek olmaktadır. Kimse kusura bakmasın, ben bu tür seksi erkeğin midesini bozulduğu için içerdekileri kusup rahatlamasına benzetmeden edemiyorum.

Tanımladığım yok etme süreci sonucu kadının sadece ruhu değil, bedeninin pek çok bölgesi -uyumaya derler ama bu aşırı kibar bir söylemdir- UYUŞMAYA BAŞLAR. Artık o performansının yarısından azını yaşamaktadır. Öyle bir donduruluştur ki bu, bildiklerimizi ne yoğunlukta yaparsak yapalım, değil canlandırmak… daha da uyuşturmaktayızdır… çünkü doğru diye bildiklerimizin neredeyse tümü yanıştır.

Kadınların yoksunluğunu apaçık gösteren bu tablo her erkeği üzmelidir; çünkü her erkeğin değer verdiği bir kadın (bir kız kardeş, anne, ya da kız evlat) söz konusu canlıyken cam tabuta konma kaderinden kaçamayacaktır.

Gerçek seksin tabular ile kadına yasaklanması sonucu kadının beyni kadar bedeni de uyumaya başlar. Pek çok zevk noktası canlılığını yitirir, kadın "hibernasyon moduna" girer. Ancak iyi haber şudur ki Doğa Ana, kadını öpüp uyandırmaya istekli erkeklerden yanadır… onlara bir şans vermektedir. Bu şans ise kadının uyuşmuş sinirsel yapısının zamana yayılı, süreğen, doğru teknikli ve duygusallığın sıfırlanmadığı temaslarla (uygulamalarla) canlandırılabileceği gerçeğidir. Söz ettiğim uygulamaları seks masajı olarak da adlandırmak mümkündür.

Sözlerimin fazla felsefi ya da ideolojik bulan okurlar olabilir. O zaman kadın bedeninde bazı uyuşmuş bölgelerin uyandırılabileceği ve hatta kadın bedeninde CİNSEL UYARIYA AÇIK YENİ BÖLGELER VAR EDİLEBİLECEĞİNİ bilim bazında konuşalım.

<< Önceki Bölüm

Tüm Bölümler    |    Okumaya İlk Bölümden Başlayın!

= DEVAM EDECEK =



DİP NOTLAR
[1]
Kadınlara yatakta benzersiz tatminler verme ise penis boyu veya ereksiyon süresi uzunluğu ile bütünü ile alakasızdır. Bu konu hakkında farklı bir yazıda konuşuruz.

Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -