|
OKSİTOSİN ve AŞKIN BİLİMİ
Bağlanmanın Gizli Kimyası... Bir dokunuşun hormonu
2 - Biz Erkeklerin Canını Sıkacak Gerçekler<< Önceki BölümTüm Bölümler | Okumaya İlk Bölümden Başlayın!
Yazı: ALTAR BAYKAL İkinci olarak oksitosin orgazmda büyük miktarlarda salgılanıyor! Erkeklerin oksitosin düzeyleri orgazm sırasında üç-beş kat artmakta olsa, bu düzey kadınlarda çok daha fazla! Kadında orgazm yinelenirse zirveye çıkıyor. Bu sonucun nedeni ise kadın beyninde oksitosin nöral reseptörlerinin sayısının fazla olması. Kadınların aşk ve seks ortamında bizlere -kimi zaman anlamakta zorlanacağımız kadar- sarılmak istemelerinin nedeni bu.
Bu noktadan yola çıkarak araştırmacılar; Yokluğunda kaygılı kişilik, flört arzusunda düşüklük, sevgiliye fazla yakınlık duyamama, cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluk oluşuyor. Orgazm ile büyük miktarlarda salgılanan oksitosinin orgazm eksikliğinde seviyesi düştüğü için kötü bir kısır döngü oluşuyor: Orgazm olma güçlükleri de baş gösteriyor. Bu demek ki, orgazm olamayan, ya da yeterince olamayan kadınlar oksitosinin verdiği ruhsal ve fizyolojik kazanımlardan erkeklere oranla daha uzak kalma ve yukarıdaki olumsuz semptomlarla yüzleşme riskini daha fazla taşımaktalar. Peki kadınlar yeterince orgazm olabiliyorlar mı? Hayır; olmuyorlar. Bu konu "Orgasm Gap" başlığında bilim ve sosyal ortamda geniş çaplı tartışılmakta.
Climax as Work: Heteronormativity, Gender Labor, and the Gender Gap in Orgasms Bir kötü haber daha vereyim: Cinsel eğilim gurupları içinde en az orgazm olabilen grup, normal (hetero) erkeklerle olabilen normal kadınlar.
Differences in Orgasm Frequency Among Gay, Lesbian, Bisexual, and Heterosexual Men and Women in a U.S. Canımızı sıkacak sonuçlar bu kadar da değil; çünkü testosteronumuz, oksitosin seviyesi ile ters ilişkide!
Oxytocin moderates the association between testosterone-cortisol ratio and trustworthiness: A randomized placebo-controlled study Biraz daha can sıkıcı durum ise şu: "Unhooked: How Young Women Pursue Sex, Delay Love and Lose at Both" kitabının yazarı Washington Post muhabiri Laura Sessions Stepp şöyle demekte: "İlişki sırasında beyinde kimyasalların salınma şekli erkeklerde ve kadınlarda çok farklıdır. Kadınlarda oksitosin salınır. Bu, kadınların yavrularını beslemek ve yakınlarda kalmak istemelerine neden olan bir kimyasaldır. Erkekler ise oksitosini baskılayan büyük bir testosteron sarsıntısı yaşarlar ve bu, doğanın 'Yuvayı terk et ve başka bir yere babalık yap' demesidir."1 Acaba bunu doğa mı diyor? Bu bilgilerden sonra ortaya güvenliği sevmediğimiz, fazla güvenilir olmadığımız ve risk almaya düşkünlüğümüz ortaya çıkıyor. Ama her zamanki ilk adımda "erkeklere yüklenme" alışkanlığını bırakalım lütfen ve raporu okumayı sürdürelim. Metin şöyle devam etmekte: Bununla birlikte, rekabetçi zorlukların yokluğunda, testosteron güvenilirliği arttırıyor gibi görünmektedir. Bu ne demek dersiniz? Şu demek: Sorun testoda değil, onun yanlış uygulamalarında! Batı dünyasından kültürümüze itelenen rekabet, sanıldığı gibi şahane bir şey olmayabilir. Spor karşılaşmaları da buna dahildir. Ben zaten baş tacı edilen ve nice gencin hem ruhsal, hem bedensel sağlığı için onlarca sorun yaratan Olimpiyatların, ataerkil Yunan çıkışlı olduğunu diğer sitede uzun-uzadıya anlatırdım.
Başarı öne geçmektir; erkek savaşçıdır, efendidir, "Ne diyosam o"cudur, ağır abiler saygı görür, gibi ezberleri murdar edip ezberbozan olabilirsek, kadınlara benzer yaşayabilsek, en azından seçimlerimizi yaparken onlara sorabilsek, ulaşacağımız hayatta karı kılıklı değil,
kadınlarca daha yeğlenen erkekler olacağımızı ben söylemiyorum… bilim söylüyor.
Tüm Bölümler | Okumaya İlk Bölümden Başlayın!
|
| Ana Sayfa | Altar Kimdir? | Kitapları | Yazıları | İletişim |
| Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal | Copyright © 2023 - |