|
CIWAN
17 - ANDROJEN BÜYÜSÜ: ERKEKLİĞİN KADIN YÜZÜ VE YASAKLANMIŞ EZOTERİK GERÇEKLER
Okumaya başlayın!
Yazı: ALTAR BAYKAL
ÖNCEKİ BÖLÜMLER
1 - Özgürlüğü Kovalarken Vurulanlar:
Liseden mezun olduğumda, saraylı bir ailenin tek varisi olarak her şeye sahiptim... özgürlük hariç. Üniversiteye girişte iki yıllık bir bilgisayar programcılığı bölümüne yerleştim; ama dersleri boşladım, gece hayatına daldım, sevgili listem bile beni takip edemez oldu. Atılma tehlikesiyle karşılaşınca, İngiliz edebiyatı tutkusu figürünü sahneye sürdüm ve ailemi ikna ederek yeniden sınava girdim. İstanbul Üniversitesi’nde hem politik bir evren, hem de yıldırım gibi çarpılacağım bir aşk beni beklemekteydi.
2 - Androjen Model ve Kayıt İşlerindeki Yıkım: Üniversitede özgürlükle tanışırken, bir gün merdivenler arasında onu gördüm. Güzelliğiyle beni yıldırım gibi çarpmış olsa da beni fark bile etmedi. Havailikle kayıt yenilemeyi bile unutup , okuldan silinme riski ile karşılaşınca bir polis arkadaşım yardım edeceğini söyledi. Bana yardım edecek üst rütbeli sivil polis ise aşkımdı! Ağır Kürt lehçesi ve kalın ses ile konuştuğunda anladım: O bir erkekti. (Sembolik fotoğraf içerir.) 3 - Algının Çöküşü ve Bedenin Geri Dönüşü: Bir Vajinası Yoktu: Beynim onu kadın olarak dosyaladığı için büyük gerçeği bilincimde bir mezara gömdüm ve onu çaya davet ettim. Sohbet boyunca tüm etkileme taktiklerimi uyguladım ama o mesafeli zarafetini korudu. Solcu olsa da “artist” lakaplı bu androjen figür ile çayımız bitince ayrıldık. Başaramamıştım... Neyi? Kendimden sekiz yaş büyük bir erkeği etkilemeyi! 4 - Cartier Çakmakla 501’li Bir Hayalin Peşinde: Pahalı bir Cartier çakmakla yeni bir görüşmeyi garantilemeye çalıştım. Onu fakülte girişinde yakaladım, heyecanla çakmağı verdim... Tam etkilenmediğini düşünürken, polis evinde bir buluşma teklif etti! Beni davet etmekiçin bizim kata çıkmıştı! Sevinç içinde ardından baktığımda artık o, 501 giymiş, kumral saçları uzamış bir bilmeceydi. 5 - Cinsiyetin Gölgeli Alanındaki Onay ve Bakışlar: Emirgan’daki polis evinde, içki, baharın çiçekleri ve mezeler eşliğinde güzel saatler geçirdik. Gözleri kehribar, cildi bal rengiydi; güzelliğiyle bilincimi meşgul ederken açıldım ve sordum "Seni erkek olarak göremiyorum desem kızar mısın?" 6 - Bir Nüfus Kağıdı ve Heteronormatif Gerçeklerle Yüzleşme: Androjen çekimiyle kurduğum duygusal yakınlık, beklenmedik bir kimlik bilgisiyle sarsıldı. O, düşlediğim gibi androjenliğini yaşama tutkusu ile dolu bir "ilahi güzel" değil, evli-barklı, çoluklu-çocuklu sıradan bir erkekti. 7 - Androjen Aşkın Ataerkil Hiyerarşisi: Doğum belgesini de içeren cüzdanını Teşvikiye caddesinin ortasına fırlattım ama -üstün olma, denetleme, şekillendirme oyunu içinde- kendi kimliğimden kaçıyordum. 8 - Elitler Grubu Aşağılamaları Ve "Bedensel" Gerçekler: Onu arkadaş grubumla tanıştırmakla ve yüzmeye gitmekle nasıl bir hata yaptığımı ilk mayolu sahnede anladım. Sınıf farkımız ve androjenlikle ilgisiz erkek bedeni arasında sıkıştım. 9 - Artan Güzellik... Ve Arzuların Doğuşu: Grup gezmeleri bitmişti, yeni bir süreç başlamıştı. Onun, direktiflerimle giderek daha çarpıcı olması... ve benim, ona karşı arzumun inkar edilemez bir hal alması dönemi! 10 - Taksi Döşemesini Göl Eden Kanım: Hırsla doluyduk. Ne ben uzlaşmaya açıktım, ne o. Bize öğretilen düşmanlık ve öfkeden başka bir şey bilmiyorduk. Sonunda kanım aktı. Kasığımda kalan iz, dans kliplerimde hâlâ görünür. 11 - Baş Komiserler, Sorgular Ve Çok Yakındaki Aşk Yuvası: Yaralanma olayım duyulunca aile içinde kıyamet koptu, okulda da olay oldu. Ama ben sadece bir aşk yuvası bulma peşindeydim… ve bunu başardım da. 12 - Bedenindeki İzler ve Telefonun "Acı, Acı" Çaldığı Gece: Öfke ve kıskançlıkla bedenine bıraktığım izler, bir gece yarısı çalan telefona ve sadece ilişkimin değil, bütün hayatımın yönünü değiştirecek bir felakete neden oldu. 13 - "Ayırdılar Bizi": İlyada 16:5 "Sıcak göz yaşları döküyordu Patroklos, sarp bir kayadan kar suyunu nasıl akıtırsa kaynak". 14 - Ailesel Yaşayan Ölüler ve Ara Kablosunun Sert Darbeleri : Küçük bir valiz hazırlayıp acele ile evden çıktım. Caddede otobüs terminaline gitmek üzere taksi ararken fark ettim: Babam peşimden gelmekteydi. 15 - Altın Varaklı Prensliğimi Yıkmaya Gelen Parkalı Düşman : Arzunun izdihamı vardı etrafımda. Eve kabin çantam para dolu dönüyordum. İlerdeki yıllarda ise apartman temizlik işlerinde çalışacağımı, yemek alabilmek için pencerede eskici bekleyeceğimi ve açlıktan bir kez çöpten yiyeceğimi bilmiyordum. 16 - "Her aşk yeni bir yaraysa aşk korkusu bizi korur!": Neredeyse 20 sene sonra Doğu Beyazıt'a gitmek için otobüsün kalkmasını beklerken bir anons yapıldığını duydum. Onun adıydı söylenen, o garip, benzersiz adı… Demek birkaç adım ötedeydi benden. 17 - Erkekliğin Kadın Yüzü ve Yasaklanmış Ezoterik Gerçekler: Ergenlik acılarım, aşkla kendini tamamlama ve "predatorun"un biz erkeklere gömdürdüğü pozitivitemiz. 18 - Aşk, yasaklanmış yanımızın özgürlükle buluştuğu aynadır: Ve son.
Şimdi bu olayı asıl yazma nedenime (ana mesaja) geleyim ve bir soru sorarak konuya gireyim. Eski eskortluk yaşamımda -cinsellikte hiç, ama hiçbir tabum olmadığı; seks yapmanın benim için partnerimle birlikte yarım ekmek döner yemekten başka zevk ve anlamı bulunmadığı için- erkeklerle defalarca birlikte oldum. Ama erkek bedeni, beden dili ve flört karakteri bana katre çekici gelmedi. Bu nedenle bu yaşıma dek "özel hayatım" diyebileceğim yapıya sadece iki erkek girebildi… ama mutlu olmanın olanaksızlığını görmemiz sonucunda ilişki ışık hızında sona erdi. Söz ettiğim başarısızlığa rağmen seçimler tam da yanlış değildi… çünkü her iki değerli kişi ile de flört ve sevgililik bandında başlayan ilişki, çok güçlü arkadaşlıklara dönüştü. Her ikisi ile de derin dostluğumuz yirmi yıldan fazla sürdü. Biri diğer alemde… diğeri ise hala en yakın, en güvendiğim arkadaşımdır. Söz ettiğim gerçeklerimi size yansıtma nedenim, beynimde erkek cinsine cinsel anlamda bir arzu ve eğilimim olamadığını yaşanmışlıklarımla göstermektir. Bu bilgiler ardından asıl soruya geleyim: Erkeklerle cinsellik yaşamakta hiçbir tabusu olmadığı halde (lütfen dikkat edin, işin can alıcı noktası budur) onlara gerçek anlamı ile fizyolojik ve psikolojik hiçbir özlem duyamayan bu adamı bir diğer erkeğe aşık olacak kadar çeken efsun nedir? Sorunun yanıtını uzun yıllar sonra, bir okültist olarak bulabildim ve sonunda şu sonuca vardım: Bence büyü androjen tipindeydi. Bu tip -yani bir yüz ve bedenin hem kadına, hem erkeğe benzeyen görüntüsü- pek çoğumuza çekici gelmekte. Sözlerimin kanıtı androjen modellere ve sanatçılara yönelik yoğun beğenidir. Peki, o neden kabul etmişti beni? Önceki sevgilisi (diğer bir bölümde anlattım, benim gibi "illaki taksi" demeyen ve otobüse binen kız) çok zengin ve ünlü bir ailenin evladıydı. (Ne yazık ki bu güzel kız çok genç yaşında diğer aleme geçti.) Yani Cıvan kadınlar arasında popülerdi, evliydi, iki çocuk babasıydı, eşcinsellik geçmişi, merakı yoktu. O zaman neden? Bence o da aynı büyüye kapılmıştı… çünkü -itiraf ediyorum artık- gençken Altar Kimdir? sayfasındaki ikinci resmimde görebileceğiniz gibi ben de androjen tipliydim. Yüzüm -yaşlandıkça bu ifade yok oldu ama- gençken kesinlikle kadınsıydı. (İngiltere'de estetik cerrahla görüşecek kadar kendimi beğenmiyordum.) Omuzlarım dardı. Bedenim adalesizdi. Yaşıtlarım ya sıska, ya adaleliydi. Ben ise yuvarlaktım. (İlerdeki yıllarda deliler gibi body çalışsam da, diğerleri gibi hiçbir zaman adale yapamadım.) Söz konusu yapı babamda da vardı, ama o inanılmaz derecede kendi ile barışık bir adamdı ve kendi vücudu ile "lokum" diye alay edebilirdi… ben başarmadım. Ancak şu da var: Kendi yüzü son derece erkeksi hatlara sahipti. (Biraz Goldfinger filmindeki Sean Connery'yi andırırdı.) Ortaokul ve lise yıllarımda bu yüzden gerçek anlamı ile çok acı çektim. Erkekliğin, maskülen görüntüye bağlı olduğunun belletilmesi yüzünden ergenliğimde kendimi eksik ve güçsüz olarak algıladım ve tamamen içime kapandım. Maceralar, aşırılıklar, tehlike ve zorluklar içinde geçen yaşamımın en kötü yıllarıydı onlar. Hep derim: "Cehennem beyinde yaşanır; şartlarla ilgisizdir".
Ama ben uzun süre ortaokul ve lise yıllarımdaki ben gibi pısırık, silik, güvensiz ve önemsiz biri olarak kalabilecek biri değildim. Üniversitede kendime gelmeye koyuldum ve giderek krizi fırsatı çevirmeye başladım. Madem ki beni kadın olarak görmek isteyen insanlar vardı, neden bundan yararlanmayacaktım ki? Kadına benzeyen bedenimi ve yüzümü kullanarak gece kulübü sahnelerine female impersonator olarak çıktım, çok rahat değildim belki, ama güzel paralar kazandım. (Kadın kılığında sahne performansımın pek çok resmini pagan-dancer.com sitemin Altar linkinden görebilirsiniz. Okültizmde ilerledikçe kendimden korkmamakla doğru karar aldığımı, diğer erkeklere -özellikle bedenen- benzemememin anlamlı yanlarının da bulunduğunu gördüm. Bu konu hakkında Janus722 sitemde Civan” Adlı Hikâyem Üzerinden Mistisim Temelinde Androjenlik linkinde konuştum, ama yine bir kısa özet geçeyim. Erkek androjenliği anaerkil ezoterimde iyi bir şeydir. Bu gerçeğin kanıtları aşağıdadır: - Ana Tanrıça Yunan mitolojisine bir anlamda aşağılanarak basit bir aşk tanrıçası olarak Afrodit adı altında geçmiştir. Afrodit'in oğlu oğlu Hermaphroditos çift cinsiyetlidir ve hermafrodit sözcüğünün isim babasıdır. - Ana Tanrıça Kibele'nin biricik sevgilisi Attis penisini keser. Anadolu'daki Kibele dini merkezi Pessinus'ta Kibele'nin başrahibi olmak için penisi kesmek ve kadın kıyafetinde yaşama koşulu vardır. - Baba Tanrının Hint versiyonu Şiva'nın yarısı kadındır ve Ardhanarishvara adını alır. - Baba Tanrının Yunan mitolojisine bir anlamda aşağılanarak basit bir şarap tanrısı olarak geçmiş hali Dionysos kadına benzerdir; çocukken kız olarak yetiştirilmiştir. Unutulmuş bir anaerkil dönem olan Yengeç burcu dönemi bilgileri sonraki dönem insanları tarafından "mitler" olarak kendi değerlerine uygunlaştırılmak için eğilip bükülerek yansıtılmışlardır. O eski ve yasaklanan bilgilerden biri de şudur. "Tevrat'ın 'Erkekten kadın yaratıldı' hikayesi ile ana yapıyı erkeğe bağlayan sözlerinin tersi gerçektir. Ana yapı kadındır". Bir erkek, kadına benzerlik ile (cinsel seçimlerden değil, beden yapısı, karakter veya bu yapıya özlemden söz ediyorum) hayırsız, güçsüz, gülünç, değersiz veya sapkın değildir. Bilakis; bunun tersi doğru olabilir. Unutulmamalıdır ki, savaşlar hep öne geçme, üstün gelme, baskın olma ve liderlik tutkusu ile dolu kahramanlarca çıkarılır. Anaerkide -kültürümüzde baş tacı edilen- rekabet adlı eylem, reddedilen bir olgudur.
Şu nokta da hep göz ardı edilir: Bu bilimsel gerçek apaçık şekilde erkeğin yarısının kadın olduğunu göstermektedir. Ataerki, yani insanoğlunun doğasını engelleyerek, mutluluğunu yok etmek için var olan kültür, bu yüzden erkeklere üstünlük ve belirleyicilik vermektedir. Asıl peşinde olunan şey, yani asıl amaç, mutsuz ve tatminsiz kalan insanların beyninin yaydığı negatif beyin elektromanyetik alanıdır. Bu nedenle iddia ediyorum: Bir erkeğin gerçek mutluluğu ya da rahatı veya ruhsal huzuru ancak -karakterinin seçeceği şekilde- ister görüntü, ister kişilik yapısı olarak kadına yakınlığı ile koşuttur. Bu gerçeğin erkeği kadınlaştıracağı en büyük yalandır. (Özgün karakter değişmez… ama çok da güzel rafine edilebilir.) "Kadınlaşırsın" ya da daha kötüsü "'karı kılıklı' olursun" korkutmacası -tıpkı Herakles'in (Herkül'ün) Anadolulu Lidya kraliçesi Omphale ile geçirdiği yıllarda kadınlaştığının iddia edilmesi gibi- ataerkinin elindeki en güçlü caydırıcı silahtır. Lidya benzeri anaerkil imparatorlukları kraliçeler değil, daima krallar yönetir. Ama -Midas'tan, Karun'a- tüm anarkil krallar lanetlenir. Bir erkek gerçek ve kutsal (Baba Tanrıdan enerji alan) erkekliğe ancak içindeki (kadınlığı veya dişiliği demeyeceğim; çünkü bu tanım tam doğru değil) KENDİNE YASAKLANAN POZİTİF YANI KUCAKLAYARAK ulaşabilir. [Benim dans stilim bana aittir, idealize edilen genellenmiş bir kriter değildir. Anaerkiye inanan (daha rahat, özgür ve bolluk içinde yaşamak isteyen) her erkek, saklı yanını kendi benliğine uygun şekilde ortaya döker.
"Anaerkil erkek" modeli sayısı, parmak izi sayısı kadardır... Ama ortak yanlar da boldur, temelde bir benzerlik de bulunmaktadır.
|
| Ana Sayfa | Altar Kimdir? | Kitapları | Yazıları | İletişim |
| Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal | Copyright © 2023 - |