ghg

CIWAN

(Altar Baykal'ın gerçek yaşamından alınmıştır)

11 - BAŞ KOMİSERLER, SORGULAR ve ÇOK YAKINDAKİ AŞK YUVASI       Okumaya başlayın!

Yazı: ALTAR BAYKAL

ÖNCEKİ BÖLÜMLER

1 - Özgürlüğü Kovalarken Vurulanlar: Liseden mezun olduğumda, saraylı bir ailenin tek varisi olarak her şeye sahiptim... özgürlük hariç. Üniversiteye girişte iki yıllık bir bilgisayar programcılığı bölümüne yerleştim; ama dersleri boşladım, gece hayatına daldım, sevgili listem bile beni takip edemez oldu. Atılma tehlikesiyle karşılaşınca, İngiliz edebiyatı tutkusu figürünü sahneye sürdüm ve ailemi ikna ederek yeniden sınava girdim. İstanbul Üniversitesi’nde hem politik bir evren, hem de yıldırım gibi çarpılacağım bir aşk beni beklemekteydi.

2 - Androjen Model ve Kayıt İşlerindeki Yıkım: Üniversitede özgürlükle tanışırken, bir gün merdivenler arasında onu gördüm. Güzelliğiyle beni yıldırım gibi çarpmış olsa da beni fark bile etmedi. Havailikle kayıt yenilemeyi bile unutup , okuldan silinme riski ile karşılaşınca bir polis arkadaşım yardım edeceğini söyledi. Bana yardım edecek üst rütbeli sivil polis ise aşkımdı! Ağır Kürt lehçesi ve kalın ses ile konuştuğunda anladım: O bir erkekti. (Sembolik fotoğraf içerir.)

3 - Algının Çöküşü ve Bedenin Geri Dönüşü: Bir Vajinası Yoktu: Beynim onu kadın olarak dosyaladığı için büyük gerçeği bilincimde bir mezara gömdüm ve onu çaya davet ettim. Sohbet boyunca tüm etkileme taktiklerimi uyguladım ama o mesafeli zarafetini korudu. Solcu olsa da “artist” lakaplı bu androjen figür ile çayımız bitince ayrıldık. Başaramamıştım... Neyi? Kendimden sekiz yaş büyük bir erkeği etkilemeyi!

4 - Cartier Çakmakla 501’li Bir Hayalin Peşinde: Pahalı bir Cartier çakmakla yeni bir görüşmeyi garantilemeye çalıştım. Onu fakülte girişinde yakaladım, heyecanla çakmağı verdim... Tam etkilenmediğini düşünürken, polis evinde bir buluşma teklif etti! Beni davet etmekiçin bizim kata çıkmıştı! Sevinç içinde ardından baktığımda artık o, 501 giymiş, kumral saçları uzamış bir bilmeceydi.

5 - Cinsiyetin Gölgeli Alanındaki Onay ve Bakışlar: Emirgan’daki polis evinde, içki, baharın çiçekleri ve mezeler eşliğinde güzel saatler geçirdik. Gözleri kehribar, cildi bal rengiydi; güzelliğiyle bilincimi meşgul ederken açıldım ve sordum "Seni erkek olarak göremiyorum desem kızar mısın?"

6 - Bir Nüfus Kağıdı ve Heteronormatif Gerçeklerle Yüzleşme: Androjen çekimiyle kurduğum duygusal yakınlık, beklenmedik bir kimlik bilgisiyle sarsıldı. O, düşlediğim gibi androjenliğini yaşama tutkusu ile dolu bir "ilahi güzel" değil, evli-barklı, çoluklu-çocuklu sıradan bir erkekti.

7 - Androjen Aşkın Ataerkil Hiyerarşisi: Doğum belgesini de içeren cüzdanını Teşvikiye caddesinin ortasına fırlattım ama -üstün olma, denetleme, şekillendirme oyunu içinde- kendi kimliğimden kaçıyordum.

8 - Elitler Grubu Aşağılamaları Ve "Bedensel" Gerçekler: Onu arkadaş grubumla tanıştırmakla ve yüzmeye gitmekle nasıl bir hata yaptığımı ilk mayolu sahnede anladım. Sınıf farkımız ve androjenlikle ilgisiz erkek bedeni arasında sıkıştım.

9 - Artan Güzellik... Ve Arzuların Doğuşu: Grup gezmeleri bitmişti, yeni bir süreç başlamıştı. Onun, direktiflerimle giderek daha çarpıcı olması... ve benim, ona karşı arzumun inkar edilemez bir hal alması dönemi!

10 - Taksi Döşemesini Göl Eden Kanım: Hırsla doluyduk. Ne ben uzlaşmaya açıktım, ne o. Bize öğretilen düşmanlık ve öfkeden başka bir şey bilmiyorduk. Sonunda kanım aktı. Kasığımda kalan iz, dans kliplerimde hâlâ görünür.

11 - Baş Komiserler, Sorgular Ve Çok Yakındaki Aşk Yuvası: Yaralanma olayım duyulunca aile içinde kıyamet koptu, okulda da olay oldu. Ama ben sadece bir aşk yuvası bulma peşindeydim… ve bunu başardım da.

12 - Bedenindeki İzler ve Telefonun "Acı, Acı" Çaldığı Gece: Öfke ve kıskançlıkla bedenine bıraktığım izler, bir gece yarısı çalan telefona ve sadece ilişkimin değil, bütün hayatımın yönünü değiştirecek bir felakete neden oldu.

13 - "Ayırdılar Bizi": İlyada 16:5 "Sıcak göz yaşları döküyordu Patroklos, sarp bir kayadan kar suyunu nasıl akıtırsa kaynak".

14 - Ailesel Yaşayan Ölüler ve Ara Kablosunun Sert Darbeleri : Küçük bir valiz hazırlayıp acele ile evden çıktım. Caddede otobüs terminaline gitmek üzere taksi ararken fark ettim: Babam peşimden gelmekteydi.

15 - Altın Varaklı Prensliğimi Yıkmaya Gelen Parkalı Düşman : Arzunun izdihamı vardı etrafımda. Eve kabin çantam para dolu dönüyordum. İlerdeki yıllarda ise apartman temizlik işlerinde çalışacağımı, yemek alabilmek için pencerede eskici bekleyeceğimi ve açlıktan bir kez çöpten yiyeceğimi bilmiyordum.

16 - "Her aşk yeni bir yaraysa aşk korkusu bizi korur!": Neredeyse 20 sene sonra Doğu Beyazıt'a gitmek için otobüsün kalkmasını beklerken bir anons yapıldığını duydum. Onun adıydı söylenen, o garip, benzersiz adı… Demek birkaç adım ötedeydi benden.

17 - Erkekliğin Kadın Yüzü ve Yasaklanmış Ezoterik Gerçekler: Ergenlik acılarım, aşkla kendini tamamlama ve "predatorun"un biz erkeklere gömdürdüğü pozitivitemiz.

18 - Aşk, yasaklanmış yanımızın özgürlükle buluştuğu aynadır: Ve son.





11 - BAŞ KOMİSERLER, SORGULAR ve ÇOK YAKINDAKİ AŞK YUVASI

Suna (Suna Tanaltay) beni görünce dehşet içinde kaldı. Genelde eşi Erdoğan beyin yanında dominant bir havası vardır. Erdoğan bey ise daha edilgen bir kimlik sergiler. Ama o kriz anında roller değişiverdi. Söz ettiğim değişimdeki çarpıcılığı o yaralı halimde bile fark etmiştim: Suna ne yapacağını şaşırmış haldeydi. Erdoğan bey ise yönetimi eline almıştı. Vakit yitirmeden bir hastanenin başhekimini aradı… Ameliyathaneyi hazırlamalarını istedi.

Tam o anda kapı çaldı… Gelen üvey annem ve bir arkadaşıydı.

Suna'nın evinin olduğu apartman bizim apartmanın 4-5 bina yanıdır. Üvey annem ise bir bilim kadını (astronom) olsa da, sezgileri inanılmaz gelişmiş bir insandır. Suna'ya girişimizi pencereden görmüş! Hemen ona konuk gelen Zerrin teyze ile birlikte Suna'ya gelmişler.

Sonunda üvey annem, Zerrin teyze ve Civan beni bir taksiye koyup hastaneye götürdüler. Hatırladığım tek şey ön koltukta oturan Cıvan'ın arada bana dönüp yüzümü hafifçe tokatlaması…

Gözlerimi hastane odasına açtım. Cıvan gitmişti. Annemin söylediğine göre, Zerrin teyze ile onu yanlarında istemediklerini "ihsas ettirmiş olsalar da" uzun süre beklemişti. Acil gereken bir ilacı o bulup getirmişti.

Bunları duyduğumda çektiğim bedensel rahatsızlığa zerre aldırmadan delice mutlu olduğumu anımsıyorum. Annemlerin yanında tehlike altındaydı, onu şikayet edebilirlerdi. Güçlü dostlarımız vardı.

Ama o gitmemişti.

Kaçmamıştı.

Annem bu açıklamayı ciddi bir yüzle yapsa da, anlatımından ona tam puan verdiği apaçıktı.

Ama mutluluğum kısa sürdü; çünkü olan biteni sadece üvey annem değil, babam öğrenmişti. Zerrin teyzeydi babama -dostluk adına- telefon açıp anlatan. Yaralanma kısmı inandırıcı bir yalan ve bazı önlemlerle babamdan saklansa da, kelimenin tam anlamı ile evde kıyamet koptu. …'ların veliahtı, özene bezene yetiştirilmiş "Küçük Lord Fountleroy" bir erkekle, bir Pol-Derli polis ile ilişkideydi!

Okula gitmem bir süreliğine yasaklandı. Eve babamın arkadaşı olan bir baş komiser geldi ve beni sorguya çekti.

Felaketler bu kadar kalmadı. Olay okulda duyuldu. Fakültedeki baş komiser de beni -babamın arkadaşı gibi değil- gerçek bir polis olarak sorguya çekti. Benim Ermeni olduğum ve o zamanlar aktif olan Asala örgütünün militanı olduğumdan şüphe edildi.

Ben… Militan.

Aile meclisi olayı örtbas etme karar aldı; çünkü kavganın çıkma nedeninin ben olduğuma onları inandırmıştım. Zaten yukarıda dedim ya: Beni yaralayan adam gerçekten fazla suçlu değildi belki de. Derler ya, "Kiminle dans ettiğine dikkat etmen gerekir."

Ama aşka ne karşı durabilmiş ki? Hele ki bir genci kim ev hapsinde tutabilmiş ki? Biz yolunu bulup gizlice de olsa görüşmeyi sürdürdük.

Görüştüğümüz(!) evi de ben ayarlamıştım: Kışlık dairemizin alt katındaki komşumuz silah taciriydi ve sürekli yolculuktaydı. Evinin anahtarını Amerika'dan bir süreliğine yeğeni kalmaya geleceği için üvey anneme bırakmıştı. Amerika'dan yeğen geldi ve kısa bir süre boş evde kaldı. Demek istediğim şu ki artık yatak darmadağındı. Birisi ev sahibi ayrıldıktan sonra eve girip çıkmıştı. Bu demekti ki başkalarının girip çıktığını da artık fark etmek olanaksızdı.

Vakit kaybetmeden dairenin anahtarını üvey annemin çantasından çalıp eşini yaptırdım.

Artık bir aşk yuvamız vardı.

<< ÖNCEKİ BÖLÜM    |    SONRAKİ BÖLÜM >>

= DEVAM EDECEK =

Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -