ghg

BANGKOK'ta BİR BATAKHANE


35 - BENDE ŞEVK SEVİYESİ %120, ERKEKTE MAVİ EKRAN HATASI

(18+ İçerik)

Yazı: ALTAR BAYKAL

FEYZA ANLATIYOR

Adama kollarımı dolayıp öpüp koklamaya biraz doyunca sahnede izlediğim, önce şaştığım, sonra nefret ettiğim ama sonunda istediğimi anladığım küçük kız memelerine indim. Kitaplarda okuduğum "sömürmek" kelimesini tam olarak yaşadım. Isırıyordum, yalıyordum, makyajmin bulaşmasına aldırmadan yüzümü sürüyordum. Bir o memeye… bir diğerine… Kimi zaman o küçük tümsekleri ağzıma dolduruyor koparır gibi emiyordum… sonra uçlarını dudaklarımın arasına alıp, çevrelerinde dilimle tangolar sergiliyordum. Ergen kız memeciklerine doyunca yumuşak göbeğine indim. Başka erkekte olsa "öğğiiiggg" diyeceğim göbeğe aynı muameleyi, içimden geldiği gibi çektim.

Ve dizlerimin üzerine dikildim. Ana menüyü ağzıma doldurmaya hazırdım. Dilim ve dudaklarım kaşınıyordu erkekliğini yutmak için.

Saksoyu hiç sevmemişimdir. Ne o öyle, adama servis verir gibi… "Ben çabalarken benim oralar hava-cıva, adamın zevk ful gaz… Cıkkk… Olmasss öööleee…" demişimdir hep. Bu kez ise bu bebeğin erkekliğine gömülmek arzusu ile doluştum. Kasıklarına gömülmek ve onu ağzıma gömmek…

Bir şey düşünmeden, korkmadan, tangasının iplerini elime alıp cart diye aşağı sıyırdım.

Ve bin yılın sürprizi ile tanıştım.

Dansı sırasında yarı şeffaf tangadan gayet de normal duran aletini biri çalmış gibiydi. Aslında tam bu değil: Bilgisayarda pdf programındaki bir görseli %20 boyutuna indirmişim gibiydi! Aşırı yüklenmemle mavi ekran hatası vermişti yani.

Bir an ne yapacağımı bilemedim. Nedense acayip bir utanç duygusu ile doldum. Adamı bu zavallı hale ben getirmiştim. Gülünç bir mahcuplukla başımı kaldırıp yüzüne baktım. O inanılmaz gülümsemesi ile sakinlik içinde bana bakıyordu. Önce eli ile başımı kız çocuğu sever gibi sevdi… ardından oturur duruma geçip tangasını çekti.

Bir şey diyemedim. Çenesi düşük Feyza bir dut ağacını tekmil tüketmiş bülbüldü. Bir süre bakıştık. O yatıyordu o pis divanda hala. Ben üstteydim. Ama yay gibi gergin ve şaşkaloz duran olan ben, rahat olan oydu. Yine de ne "Ben söylemiştim" havasındaydı, ne de "çok üzgünüm" zavallılığında. Bu adamı üzmek de öfkelendirmekle imkansız gibiydi.

Sakin bir sesle konuştu.
- Sıra benim.
Dapduru fonga gibi dikildim ve divandan indim.
- Yok ben gideyim.
O da divandan indi, kız arkadaşım gibi boynuma sarıldı. "Lütfen" dedi sadece. Güzel yüzü kadar, siyah gözlerindeki bir efsun da beni etkisine aldı, kollarının komutasında bu kez ben divana uzandım.

Divanda yanımda oturup bluzumun düğmelerini açtı. Ne olacak bakalım modunda ses etmedim. Hamama girdik… terliyces… Düğmeler fora olunca benim memeler ortaya fışkırdı tabidir ki, ama hatırlarını sormadı… pantalonumun fermuarını açtı ve ustaca çekti. Bu işlere burnumu sokacağımı hiç tahmin etmediğimden sabah hiç de seksi olmayan bir kilot giymiştim. Çocuk bana köylü diyecekti kesin. Doncas kalınca ne yapacağımı bilemedim. Kollarımı yanıma uzatıp otopsi masasındaki ceset pozu aldım.

O ise gülümseyen, güzeller güzeli bir kıza benzeyen doktordu.

Ardından kilodumu sıyırıp çıkarttı. Utanç filan duymadım. Tek hissim "Ay, keşke önce tuvalete gidip altımı yıkasaydım"dı; çünkü bacak aram cıvık cıvıktı heyecandan; garibim kendinden geçmişti.

Ama beynim?

O tam uyanıktı. Şu anda elime Kartezyanizm felsefsi kitabı verseler okuyup özetleyebilirdim.


Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -