ghg

BANGKOK'ta BİR BATAKHANE


34 - GÜÇ, UTANÇ VE BEKLENMEDİK YAKINLIK: KONTROLÜN EL DEĞİŞTİRDİĞİ O AN

(18+ İçerik)

Yazı: ALTAR BAYKAL

FEYZA ANLATIYOR

Cevabı ilginçti.
- Ya siz?
- İstemesem sormam.
- Hayır onu demedim. Siz benimle, benim bildiğim gibi denemek ister misiniz?
Birden kapı vuruldu. Şef garsondu gelen. Seslendi:
- Saat doldu.
Merakla ona baktım. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yeniden şaşkın ördek modeline geçmiştim.
- Biraz daha kalmak ister misiniz?
- Adam vakit doldu dedi?
- Kalmak isterseniz hallederim.
Çok istiyordum; ama sormam gereken bir soru vardı:
- Kaça?
Cevap vermek yerine divandan kalktı duvara asılı pantalonun ulaşarak cebinden para aldı ve kapıyı açıp dışardaki adama uzattı.
- She'll stay double.
Sonra kapıyı kapatmadan yeniden sordu:
- İçki kullanır mısınız?
Yanıtım "Tabi ki" oldu. Yeniden pantalonun cebine yönelince " Bu kez benden olacak" dedim. Yanıt kesindi.
- Hayır.
- Nasıl hayır?
Yanıt daha da kesindi.
- Kadınlardan para almak beni üzer.
Bir erkek fahişe için garip bir sözdü bu. Sebebini sormadım; çünkü bu durum hoşuma gitmişti. Ters bir laf ederse hava kaçacaktı. Güçlü kadınlar bilirler, birlikte oldukları erkekler giderek onlara dayanmaya başlarlar. Roller zamanla kadın aleyhine –belki de iki taraf fark etmeden- değişir. En azından benim yaşamımda böyle olmuştur hep. O nedenle bir kereye özgü olsa, yani onu bir daha görmeyecek olsam da, bu şekil bir "hayır" zevk vericiydi.

İçkilerimizi sessizce yudumladık. Konuşmuyorduk. Ama sanki özel bir şeyler yaşanıyordu aramızda, ben mi salaktım yoksa. Bu çocuk, kimbilir kaç erkeğe vermiş kız gibi bir orospuydu sonuçta.

Ama parayı o uçlanmıştı?

Kafamda sorular, sorular…

Emin olduğum tek şey onu bir saat öncesinde sahnede izlediğimde duyduğum hislerin çok daha coşmuş olmasıydı.

Sonunda elimi tuttu. Bu kez odaya girdiğim gibi profesyonelce değil, ilk kez bir kızla çıkan liseli gibi tutuyordu. Gözlerini yere indirmişti.

Onun bir anlamda utancı, özellikle de yüzüme bakamaması beni cesaretlendirdi; çekinmeksizin, elimi uzatıp yüzünü okşadım.

Birden gözlerini kaldırdı. Kuşku, çekingenlik ve ümit dolu gözlerle bana baktı. İlk adımı benden beklediğini anlatmaya çalışıyor gibiydi. Bense ne yapmam, ya da ne demem gerektiğini hiç bilmiyordum.

"Sana 100 dolar daha vereyim?" desem? Hayır; bu çok banaldi.

Ya da "Gece benimle kalır mısın?" Duyunca triplere girdiğim bu erkeksi söylemi kendime yakıştırmadım.

"Geceyi birlikte geçirmek ister misin?" Bu işi parayla yapan birinin karşısında bedavacılık değil miydi?

Ben tahta moda mankeni gibi düşünürken elini bacak arama götürdü ve pantolon altındaki değerli yeri tuttu. Göz gözeydik. Elinden sıcaklık yayılıyordu… ya da ben tam uyduruyordum. Sonra yavaşça parmaklarını sıktı ve bölgeyi avcuna esir etti. Şu allahın cezası pantolon ne kadar kalındı.

Diğer eli ile de göğsümü tuttuğunda "aydım". Yok, böyle olmayacaktı. Kendimi erkek orospuya sevdiremezdim.

İki elini de bileklerinden kavradım ve ince bedenini divana yatırıverdim. Genelde bana reva görülen bu davranış acayip zevk vericiydi. Boyun eğmeye alışık bir tavırla uzandı. İlk jump shot'ı yaptık ama sonra ne yapağımı bilmediğimi fark ettim!

O bekliyor, ben bekliyorum.

İlk adımı atmak, aktif taraf olmak, böyle beklemekle olmazdı. Beynime bir cesaret bombası daha patlattım ve dudaklarına uzandım, onu öpmeye başladım.

"Kadınsın, alınmayı bekliyceksin, yoksa adamın şeyi kalkmaz" zincirlerimi kırmıştım.

- Yalana gerek yok, bu gecenin tüm açlığını o öpücükten çıkartmaya koyuldum. Üzerine çıkmış halde, tek kolumu boynundan, ötekini koltuk altından vücuduna boğa yılanı gibi doladım, bacaklarımı bacaklarına sardım, manyak gibi öpmeye başladım.


Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -