ghg

BANGKOK'ta BİR BATAKHANE


32 - BİR KADININ, BİR ERKEK STRİPTİZCİNİN ODASINDAKİ YOLCULUĞU: ZARAFET, ACIMA VE ANAÇ BİR İÇGÜDÜ

(18+ İçerik)

Yazı: ALTAR BAYKAL

FEYZA ANLATIYOR

Oysa iş iki sıvaz ile kalmadı. Küçük ve güzel elleri yine kibarca pantalonumun üst düğmesine erişti!

Yok babacım, bu iş buraya kadardı.

Hemen ellerini iterek "Hold on a sec" dedim, "You've got me wrong, this is just a frendly visit!" Yüzüne şaşkınlık dolu bir ifade gelse de gülümsemesi dağılmadı.
- I beg your pardon?
- That’s not what I’m here for.
Yüzü ifadesinin biraz kasıldığını fark ettim.
- You're a cop?
"Hayır" dedim, "polis değil, turistim. Ama senle çene çalmaya geldim."
- You paid up?
- Yes, of course…
Rahatlamıştı.
"OK then" dedi "I can use a small break" Ve yerden doğrularak rahat bir tavırla divana yanıma çıktı, bana dönerek bağdaş kurup oturdu ve sordu:
- Ne öğrenmek istiyorsun?
Sesi gerçekten çok seksiydi… hafif boğuk… kısık… genizden… ve yumuşak.

İfadesi de nazikti. İnsanı rahatlatan sıcacık bir hali vardı. Isındım resmen. Dürüst olmaya karar verdim.
- Aslında bilemiyorum.
- Rahat ol, ben sorulara alışığım.
O an artık kesin şekilde anladım: Ne o bir suçluydu, ne de burası tehlikeli bir yerdi.

Divan gibi olan, üzerinde kim bilir ne filmler çevrilmiş divanda kaykılır gibi bir poza geçtim. Giderek rahatlıyordum. Bu gelişime karşın olağan kendine güvenli halimin bir karikatürü olduğundan kuşkulandığım bir tavırda aklıma gelen ilk –belki de sormayı istediğim tek- soruyu sordum.
- Neden bu işi yapıyorsun?

Halt etmiştim bu laf ile… Ama kendimi tutamamıştım.

O ise hiç aldırmadı, gülümsemesini genişleterek "Sevdiğim için" dedi ve ekledi "Ben bir dansçıyım."
- Dansçılık mı bu yaptığın?
Yanıt kesindi.
- Evet.
Üstelemedim. Ya da üsteleyemedim diyeyim.
- Yani mutlusun?
- Evet… hem de çok.
- Ama bu oda? Yani öteki iş?
Ne demek istediğimi anlamıştı.
- İşin bu kısmı fazla mesaiye kalmak gibi… başka yolu yok.

Bu zarif adam, bu ucuzlukta, bu çirkinlikte bir ortamda nasıl mutlu olurdu ki?

Türk erkeklerinin pek çoğunda bulunan düşmüş kadınları kurtarma içgüdüsünün kadın versiyonu duygularla doluydum! Bir eskort arkadaşım bana gülerek "'Neden düştün?' sorgulaması randevunun vazgeçilmez kısmıdır" demişti. Aynı duruma çörek gibi oturmuştum. Damarlarımda koruma arzusu ve bolca acıma duygularının çorbası fokurduyordu. Anaç bir psikoloji ile "O buraya ait değil" diye düşünmekte olduğumu fark ettim ve ısrar ettim.
- Burada mutlu olmak zor! Bence yalan söylüyorsun.
Rahat bir tavırla "Hayır" dedi, "sadece hayatımın tek olumsuz yanına odaklanmıyorum."
Bir süre sustuk.
- Çevren ne diyor?
- Kimsem yok.
- Kız arkadaşın?
- Yok.
- Erkek?
- Erkeklerden hoşlanmam.

Zarrttt.

Alaycılıkla yüzüne baktım. Kırılmadı, aldırmadı, yine gülümseyerek duymadığı suçlamaya cevap verdi.
- Yaptığım işi sevmem gerekmez.
Baskın kimliğim bana yeniden ulaşmakta olduğu için olağan tersliğime "Sevmekle ilgili değil dediğim" diye konuştum. "Fiziksel olarak sordum. Hoşlanmasan alet hazırola geçmez. Soru bu." Güzel yüzündeki tebessüm biraz soldu. "Ne dediğini anladım" diye yanıt verdi. "Benden o tarz bir şey beklenmiyor. Kimse yaptığımdan zevk alıp almadığımla da ilgili değil. İdare ediyorum."
- Kötü adamla karşılamamışsın sen.
İlk kez olarak yüzündeki tebessümün yoğunluğu iyice azaldı. "Hayır" dedi "pek çoğu ile karşılaştım."
- Ananı ağlatmışlardır muhakkak.
- Bazen.
- Ve hala mutlusun?
O zaman ilk kez olarak ciddileşti "Şunu anlamıyorsun" dedi, "Kötü adamlar da kötü niyetli değiller. Eğlenmeye çalışıyorlar. Onları anlıyorum. Bu ortamda çok az erkek 'Şuna kötülük yapayım' diye olumsuz tavılar sergiler."

Çocuğun mantığı karşısında donmalara girdim. O ise "Benim ülkemde bir laf vardır" diye devam etti "nasıl çevirsem? Just nod and grab the paycheck." Gülümsemenin önüne geçemedim. Bazı düşünceler demek evrenseldi; çünkü söylediği söz, "Salla başını al maaşını" özlü sözü ile aynıydı. Merakım farklı bir alana atladı.
- How old are you?
- 23
Minik şey. Yine farklı alana zıpladım. Bir insanı tanımak için "Kaç yaşındasın?"dan sonra hep "Memleket nere?" gelir.
- What nationality are you?
- From distant lands… Far away realms.
- Does this ‘far away lands’ have an actual place in geography?
Gözlerini kaçırıyordu nedense.
- Near East.
- You flexin’ that mystery vibe on purpose?
- Certainly not. I am from Turkey.

Kulaklarım beni aldatıyor muydu?

- You're kiddin'. - What’s the joke in saying I’m Turkish?

Gülmeye başladım… rahatça gülüyordum. En samimi halimle Türkçe konuştum:
- Yapma yaaa… Bak, gerçekten gülerim buna!


Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -