|
BANGKOK'ta BİR BATAKHANE
28 - ÇIPLAKLIĞIN ÖTESİNDE: ŞEFKAT, ŞİİRSELLİK VE KADINLARIN DOYURULMAYAN BEKLENTİLERİNİ ÖĞRENMEK
(18+ İçerik)
Yazı: ALTAR BAYKAL ENGİN ANLATIYOR Kadınlar, erkek seyircilerin garip şekilde uzak durduğu şovumla çok ilgililerdi. Dansımın, ya da görüntümün, belki de her ikisinin de, onların üzerinde nedenini bu gün bile çözemediğim bir etkisi vardı. Belki kendilerine benzeyen, ama efemine olmayan (makyaj yapmıyordum, kolye küpe gibi sallantılı takılar kullanmıyordum) bir erkek onları etkiliyordu. Belki de beni kendilerinden biri olarak görüyorlardı, bilemiyorum. İşin kötü tarafı ise biz artistlerin gelirlerinin büyük kısmını sahneye atılan paraların meydana getirmesiydi. Paraları ise genelde erkekler atıyordu. Dediğim gibi, ne yazık ki onlar şovumdan kopuktular; değil para atmak, nerdeyse izlemiyorlardı bile. Bu durumu Suda'ya açtığımda "Seni ucube olarak görmüyorlar, amaçları ucube görmek. Sen ise şiirselsin" demişti. Sözleri beni o kadar mutlu etmişti ki… Şiirsel olmak… Suda'nın bu sözlerinden sonra bilincine daha önce varmadığım amacımın bu olduğunu bir anda anlamıştım. Ben insanlara sadece cinsel zevk değil, bir çeşit görsel işitsel zevke dayalı bir mutluluk vermeyi istiyordum… ama bu hisleri, bu farklı zevki, çıplaklıkla verilebileceğine inanıyordum. Çalıştığım pavyon ve özellikle Suda ile yaptığımız sohbetler, beni çıplak bedenin illaki "becerilecek" bir meta olmadığını, gerisinde çok farklı ve belki de seksten değerli unsurlar taşıyabileceğini öğretmişti. Diğer dansçılardan az kazanmama hiç aldırmadım. Otel parasından başka büyük giderim yoktu. İçki ücretsizdi. Kumar ve uyuşturucu gibi şeylere bulaşmamıştım. Kazancım bana yetmekle kalmıyor, hatta çoğunu biriktiriyordum da. Artık param vardı… hem de hayatımda hiç olmadığı kadar. Arada önceden konsluk yaptığım Siam Bar'a gidiyor. Eski patronum Kasem'le dostluk ediyordum. Elim açık olduğu için iyi karşılanıyordum da. Özetle, tüm sorunlara rağmen mutluydum. Bir süre sonra kaldığım otelden de ayrıldım, aynı sokaktaki biraz daha konforlu bir otele geçtim. Ayrıca ilk birikimimle satın aldığım laptop ile işe gidene dek internette araştırmalar yapmaya koyuldum. Okumalarım sonucu cinsellikte ellerin büyük (sanılandan, bilinenden çok büyük) güçleri olduğunu anladım. Bu gücü kullanmanın şifresi ise beyinden yayılan müşteriye yönelik şefkatti! Evet, yanlış okumadınız: Arzu değil, şefkat! Beyindeki şefkat, biraz beyin dalgaları olarak bilinçten yayılıyor, ama önemli ölçüde ellere yansıyordu! Duyumsadığım şefkat, olaya dayanabilmek adına kendim tarafımdan yaratılmıştı: Önceden söylediğim gibi, öfkemi yenmek için müşterinin beni beğenmiş, seçmiş ve benle olmak için belki de türlü fedakarlıkları üstlenmiş biri olduğunu düşünmem, bu komboya bir karşılık vermem gerektiğine inandırıyor, böylece beynimde anlayış, mutlu etmek isteği ve hatta bir çeşit şefkat meydana geliyordu. Sadece kendi arzularını doyurma hedefli beyinlerin sahipleri bile anlattığım beyin elektriğinin var ettiği dokunuşlara pozitif tepkiler verebiliyordu. Sonraki adımda kadınları tanımaya çabalamaya başladım. Dişilik organını inceledim. Kadınların duygusal yapılarını ve beklentilerinin öğrenmeye koyuldum. İhtiyaçlarını… doyumsuzluklarını… Kadınların aralarında konuştukları, dertleştikleri iki forum keşfettim. "Diary of Moonlight" ve "Secret Garden". Bu iki ortama girmek için moderatör doğrulamasından geçmek gerekti. Bu demekti ki, başvuranları kabul etmek için önce cam acıtıyorlardı. Hayatımda ilk kez olarak kadına benzerliğimi isteyerek kullandım. Elimden geldiğince sahnede asla yapmadığım makyajı yaptım. Erkek transları makyaj yaparken aylar boyu kulüpte izlemiş, bir şeyler öğrenmiştim. Sonunda kulübe laptopumla gittim, bana ödünç verdikleri malzemelerle makyaj yaptım… Belden aşağısını kontrol etmedikçe kimsenin erkek olduğumu anlamasına gerçekten imkan yoktu. Aynada bana güzel bir kadın bakıyordu. Ama aynada benim gözlerimden bana bakan güzel kadını hiç mi hiç sevmedim. Bana, sadece görüntümü değil, ona bağlı olarak ruhumu da çalmak için pusuda bekleyen bir düşman gibi geldi. O yüz bana ait değildi. Sonuçta her iki forumun sınavını da kolayca geçtim ve kadınlarla kadın olarak yazışmalara başladım. Artık onları pek çok erkeğin bilemeyeceği kadar yakından tanımaya başlamıştım. Aslında erkek olsam da onlarla aynı konumdaydım; konu erkekler olunca onlarla aynı sıkıntıları yaşamaktaydım. Bu yüzden onlarla yakınlaşmam kolay oldu. Yaptığım belki riyakarlık ve aldatma idi; ama bunu çıkarım için değil, onlara daha iyi anlar yaşatmak için yapıyordum. Ayrıca davranışım bir özveriydi de. Kadınların ilk sorunları -ki, onları çok iyi anlıyor ve hak veriyordum- erkeklerin uyarıldıklarında kapıldıkları bencillikti. Cinsel duyguları tavan yaptığında kadınlara hitap etme oranları dibe vuruyor, beklentileri verme potansiyelleri neredeyse yok oluyordu. İkinci sorunları penis girişinin çoğuna yetmediğiydi. Kadınlar klitoral uyarı istiyorlar, oral seks ve elle uyarım arıyorlardı.
Bir diğer sorunları ise bedenlerinin her noktasının uyarıya açık olması, ama buraların hep aç kalmasıydı. Doğa tarafından kadınlara verilen söz konusu ayrıcalık, hatta ödül, çoğu erkekler tarafından görmezden geliniyor, beklentiler ifa edilmiyordu.
|
| Ana Sayfa | Altar Kimdir? | Kitapları | Yazıları | İletişim |
| Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal | Copyright © 2023 - |