ghg

BANGKOK'ta BİR BATAKHANE


27 - BİR KADINLA İLK DENEYİM: YETERSİZLİK KORKUSU, ÇEKİNGENLİK VE ÇÖKÜŞ

(18+ İçerik)

Yazı: ALTAR BAYKAL

ENGİN ANLATIYOR

Açık olacağım; işim kolaydı: Öncelikle masaj yapmak zevkliydi. Ara safhaya dayanılabilirdi. Son safhaya gelen olunca bedenimi teslim etmek -çektiğim acıyı bir yana koyarsam- idare ederdi; çünkü süreçte kimi zaman olaydan bütünü ile kopuyor, yeni programım için beynimde koreografi yapıyor, sahne belirliyordum.

Ama kadınlar?

Seks odamda erkekler konusunda deneyim kazansam da, asıl düşüm, ihtiyacım, hatta susamışlığım olan kadınlara bütünü ile yabancıydım. Bu konuda bütünü ile bilgisizdim. Onlardan hala çekiniyordum… çünkü onlara çok önem veriyor, kendimi mutlaka beğendirmek istiyordum. Oysa bu kadınsı vücudumla bence buna olanak yoktu.

Erkekler beni kadın gibi görüyorlardı. Onlara önem vermediğim için çoktandır buna aldırmıyordum. Çok sevdiğim ve defalarca okuduğum Oscar Wilde'ın "Dorian Gray'in Portresi" adlı romanında Lord Henry "İnsanlar yalnızca umursamadıkları kişilere karşı iyidirler” (People are only good to those they don’t care about) der. Kadınlar ise benim için bir ölçüde tanrıça, bir ölçüde peri, bir ölçüde dünyadaki güzelliklerin hem var edicisi, hem de canlı abidesiydiler. Onlardan gelecek reddediliş, hatta isteksizlik, beni çok çok yaralayacaktı.

Ama bir gün bir kadın beni istedi.

Üstelik -çok da doğal olarak- benden normal erkek aksiyonu da bekledi.

Ben ise seks diye sadece kendimi vermeyi öğrenmiştim.

Seansta hem teknik olarak ağır başarısızlığa uğradım, hem de fizyolojik olarak bekleneni yapacak duruma gelemedim.

Hatta öpüşmeyi bile becermedim!

Nasıl becerecektim ki? Beni Celal dahil hayatımda tek bir kişi bile öpmemişti. Bu alt yapıya "Bedenim kadına benziyor, küçümsenecek" korkusunu ve "ben beceremem, deneyimsizim" düşüncesini ekleyin… Kısaca; erkeklerle her şekilde seks yapan ben, hayatımda tek bir kez bile öpüşmemiştim.

İlk kadın müşteri ile olan deneyimimde sadece bana uzatılan dudaklara dudaklarımı sürtmek benzeri saçma sapan şekilde kımıldattım. Kadın doğal olarak başını çevirdi. Zaten pamuk ipliğine bağlı güvensizliğim böylece paramparça oldu. Pısırıklığımı gören kadın muhakkak ki duruma şaşırdı ama belli etmedi ve önceciliği ele aldı. Benim erkeklere yaptığım ve olağana dönüşmüş hizmeti ifa etmek için başını dizlerimin arasına sokup bana dudaklarını değdirdi. Ama Celal ile anında tepki veren bedenim neredeyse yok oldu… içine çekildi.

Bunun nedeni isteksizlik değil, stresti. Güvensizliğin, endişenin, korkunun, kendini eksik görmenin cinsel arzu uyandıran merkezi ele geçirmesi, beynin nucleus accumbens bölümünü felç etmesiydi.

Müşterim, kadın ruhunun inceliği ile parasını geri istemedi. Ama o deneyimden sonra hayatıma -uyumakta olsalar da, tamamen silemediğim- "kadına benziyorum" ve "bedenim kadınsı" komplekslerine ek olarak yeni bir kabus girmişti: Kadınlar karşısında yetersizdim.

Hayır; olayı gereksiz yere kafamda büyütmemiştim. Endişemde haksız değildim; çünkü anladım ki, erkeklerle yaşadığım ve zor dayandığım, dayanabilmek için beynimi koşulladığım süreçler ile bir parçam ya ölmüş, ya da gömülmüştü.

Artık ereksiyon olamıyordum.

Söz konusu acı verici sonucun kaçınılmaz olduğunu anlamama neden olan 4-5 acı veren deneyimdeki kadınlar beni hiç şikayet etmediler, onlara ellerimle -muhakkak ki acemice- hareketlerle verdiğim yarım yırtık zevkçikleri kabullendiler.

Ama onları kadar seviyor, o kadar mutlu etmek istiyor ve düş kırıklığına uğratacağımdan korkuyordum ki, Suda'ya durumu tüm dürüstlüğümle açıkladım.

Ben impotanstım.

Kadınlar bilerek gelmeliydiler. Onlara ellerim ve dudaklarımdan başka vereceğim hiçbir şey yoktu.


Ana Sayfa    |    Altar Kimdir?    |    Kitapları    |    Yazıları    |    İletişim


Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal    |    Copyright © 2023 -