|
BANGKOK'ta BİR BATAKHANE
17 - SOYUT YASAKLARI DELİP GEÇMEK: ERKEKLİK, ÖZGÜRLÜK VE İNSANLARIN ETİKETLERİYLE İÇSEL HESAPLAŞMA
Yazı: ALTAR BAYKAL ENGİN ANLATIYOR Kendimi cesaretlendirmek için yumruklarımı sıkarak ilerdeki merdivenlere yöneldim. Birkaç basamak indiğimde cılız da olsa bir müzik sesi duymak beni rahatlattı. Terk edilmiş bir yerde bulunmuyordum. Merdivenlerin sonuna gelince en fazla yirmi masalı küçücük bir salonda olduğumu gördüm. Burası Lotüs gibi kalabalık değil, tenhaydı ve çevrede -şükür- kons yoktu. Belli etmemeye çalıştığım heyecanla bir köşe masaya sığınır gibi oturdum. Gelen garsona -artık raconu bildiğim için- en ucuz bira olan Chang ısmarladım ve hayli düşük olan ücreti peşin ödedim. Çevreyi incelediğimde ortamda hiç kadın olmaması dikkatimi çekti. Masalarda oturan kimi erkeklerin yanında pırıltılarla kaplı rüküş atletler ve göz kamaştıran şortlar giymiş efemine gençler vardı. Biramı ise garson değil, parlak şort ve atletli uzak doğulu bir erkek getirdi. Şişeyi masaya koyduktan sonra ümitle gözlerimin içine baktı. Ve birden anladım: Burası bir gay bardı. Başımı çabucak eğdiğim için uzaklaşmak zorunda kaldı. Ona tutumum beni suçluluğa itti. Keşke Celal gibi pervasız olabilseydim. Acaba bir gece benimle buraya gelir miydi? Mekanın gay olmasına aldırmadım. Bunu da farklı deneyim, yaşanması gereken bir macera olarak algıladım. Celal ile Lotüs'te ve otelde yalnız geçirdiğim geceler o kadar bunalmıştım ki, Cehennem olsa bile uygundur düşüncesindeydim. Üstelik burada kimse kimseyi taciz etmiyordu. Anladığım kadarı ile bir bira eşliğinde başıma garson dikilmeden epey oturmama izin vardı. Ek olarak ortamda -sürekli tayca parçalar çalsa da- genel bir sakinlik bulunmaktaydı. Bir yer bulmuştum sanırım sığınacak. Celal ise artık otele sabah karşı geliyordu, kıza iyice yapışmıştı, cinsellik yaşadıkları beliydi; çünkü masaj seanslarımız sona ermişti. Onu yeni bulduğum kulübe davet ettim, kabul etmedi, ama kendime bir yer bulduğuma da sevindi. Artık geceleri Siam'a gidiyor, iki bira ile 2-3 saat geçiriyor, kimi zaman çalan -kulağıma bütünü ile yabancı olan- parçalarla imajinatif olarak dans ediyor, koreografiler yapıyordum. Bara 3. gidişimde ise çok ilginç bir olay gerçekleşti: Mekanın yöneticisi olduğunu söyleyen bir adam teklifsizce masama oturdu ve önce dostça konuşmaya, ardından sorular sormaya başladı. Turist miydim? Nereden gelmiştim? Ne arıyordum? Ne zaman dönecektim? Şişman, sempatik ve Hotei'ye benzeyen bu adama güvenmemek zordu. Bu yüzden sorularından rahatsız olmadım ve yanıtlamaktan kaçmadım. Bir saat kadar konuştuktan sonra asıl amacını açıkladı. Oraya her gece gelip oturmamı istiyordu. İçki ücretsiz olacaktı. Ama gece on buçuktan, sabaha karşı üç buçuğa kadar kalmam şarttı. Ayrıca masasına davet eden olunca gidecek ve "arkadaşlık" edecek, masada otururken müşterinin ısmarladığı içkiden yüzde alacaktım. Bu bir konsluk teklifiydi. Sustuğumu görünce "İstersen uçuşa gidersin" diye konuştu. "Karışmam… Zorlamam da." Gece hayatını son bir aydan fazla sürede biraz çözmüştüm. Masasına davet eden adamın bazen bacağımı tutacağını, ya da kolunu omzuma atacağını biliyordum. Bunlar ise hoş şeyler değillerdi. Hatta kötü şeylerdi. Kabul edilemezlerdi. Öyle mi? "Neden böyle peki? diye düşündüm. Neden? Sebep ne? Sebep, sadece bana böyle öğretilmesi, hatta böyle "ezberletilmesiydi". Oysa bir hemcinsim bacağımı tutuğunda, ne bir yerimde yaralar açılmaktaydı; ne de sokağa çıktığımda başıma yıldırımlar düşmekteydi. Reel bir zarar yoktu; zarar olduğuna inandırma vardı. Ama müşteriler beni gay olarak görecekti! İyi de, kendileri neydi? Bazıları beni "karı kılıklı", zayıf, önemsiz, değersiz, hatta ahlaksız olarak algılayacaklar, yani hakkımda olumsuz şeyler düşüneceklerdi. Tamam da, müşterilere gelene dek bir sürü insanın hakkımda kaç tane olumsuz düşünce ürettiğini biliyor muydum? İnsanlar birbiri hakkında sürekli olumsuz düşünce üretirler, kendilerini de düşüncelerinde daima haklı görürler ve çokluk araştırmalara değil, beyinlere yerleştirilen kalıplara dayanarak ezbere ürettikleri düşünceleri doğrulamak için tonla argüman ortaya sürüp dururlardı. Yani hakkımda düşünce üretmeleri değişik bir felaket değildi ki. Bir hemcinsimin cinsel amaçla bana dokunmasının erkekliğime veya temel cinsel eğilimime zarar vermediğini Celal ile yaşadığımız masaj ortamında yaşayarak görmüştüm. Onunla bir süredir birbirimize masaj(!) yapsak da erkekleri itici görme oranımda hiç bir değişikilk olmamıştı. Celal haklıydı: Seks sadece eğlence olarak da yaşanabilirdi. Ayrıca kişinin cinsel kimliği dahil her konudaki değerini şartlar değil, şartları yorumlama biçimi, daha doğrusu "şartları öğretilediği gibi yorumlama biçimi", yani kendisi belirleyebilirdi; ki ben, erkeklik kavramının eşcinsellikle ilgisi olmadığını da çoktan öğrenmiştim. Bildiğim şuydu: Eğer erkeklik; sertlik, kavgacılık, benmerkezcilik, liderlik tutkusu, öne geçme saplantısı, elde etmek takıntısı ve duygusuzluk ise, bu senteze de güç deniyorsa, güçsüzlüğü, hatta eşcinsel olarak algılanmayı bile yeğleyebilirdim; çünkü söz konusu niteliklerin insanı nasıl bir mutsuzluğa, dertlere, hatta felakete iteceğini çözmüştüm. Daha da ötesi, gay olmadığımı çok iyi bildiğim, olamayacağımı yaşayarak anladığım için beni böyle görenler kendilerini "bilgi ve algıları düşük kişi" sınıfına sokmuş olurlardı. Beni dar bakışları ile ne şekilde etiketlendirseler de ben duygulu, hassas, barışsever, anlayışlı biri olduğumu biliyordum. Sonuçta "Neden olmasın?" diye düşündüm. Celal'den para almak zaten çok ağırıma gidiyordu. Dahası, böylece tüm otel odasında bir başıma yalnızlık psikolojisi içinde oturmak zorunda kalmayacak, gece yapacak bir iş bulacak, istediğim kadar içki içecek, müzik dinleyecek, belki para kazanacaktım. Böylece hayatımda ilk kez -çokluk "ücretsiz bira" şeklinde ödenen maaş ile- çalışmaya başladım.
İnsanların robot tepkisi ile uyguladıkları zararlı bir bariyeri daha yıkıyordum. "Kimseye zarar vermemek şartı ile soyut yasakları delip geçmek ve istediğini yapmak"tı içine girdiğim ortamın adı. Hayat bana bir kapısını daha açıyordu. Yeni gelişimim, yani beynimdeki devrim, bu yaşamda elde edilebilecek tek gerçek özgürlüktü.
|
| Ana Sayfa | Altar Kimdir? | Kitapları | Yazıları | İletişim |
| Dizayn: Altar-Stil Team - İçerik: Altar Baykal | Copyright © 2023 - |