SORU BAŞLIĞI
Tembellik Efsanesi, Ataerkil Başarı Kalıpları, Kendi Yolunu Bulmak ve Yeni Bir Başlangıç Üzerine
SORU TARİHİ
19-10-2026
SORU
Merhaba Değerli Janus umarım keyfin yerindedir sen Harika bir insansın içimden geldi bunları söylemek benim sana soracağım şey cinsellik ile ilgili değil bir çıkmazda olduğum konu ile seni meşgul ediyorum eğer ilgilenmiyorsan sorumu cevaplamayabilirsin çünkü biraz eski formatta olacak bu şekilde neyse konuya geçeyim biliyorum psikyatrik hastalıkları safsata olarak nitelendiriyorsun ama 31 yaşıma kadar çözemediğim bir durum var ben hiçbir şekilde başarılı olamıyorum başladığım işleri yarıda bırakıyorum ilgilenmediğim konulara ise tahammülüm yok yani beni sıkan şeylere karşı toleransım yok yani çalışamıyorum işlerde işe girsem bile kısa sürede çıkıyorum kendi başıma da bir işe giriş sem bile hep yarıda kalıyor bırakıyorum böyle böyle yıllar geçti 31 yaşına geldim ve ne bir kabiliyetim var ne de cebimde para var babamın harçlıkları ile yaşıyorum kullanmadığım psikiyatrik ilaç kalmadı ama nafile artık iş güç düşünmek bile istemiyorum sevdiğim konularda yani okült ezoterik konularda okumalar yapıp belki uygulamalar bile yapabilirim ama bunları yaparken kendimi yenilmiş kendini bunlarla avutan birisi olarak görüyorum yani huzurlu şekilde sevdiğim şeylere yönelemiyorum ama çok yoruldum sevgili Janus Senin de yaşamın kolay değil bu dünyanın Evrenin Hapishanesi olduğu çok doğru bir kavram inan ne olacak bilmiyorum ama geleceğe bu yaşıma kadarki gibi hiç bir şey başaramadan ulaşırsam herhalde sokakta yaşayan virane olacağım şimdi bunları yazarken ne soracağımda aklımdan çıktı işte en azından şunu sorayım senin böyle bir durum olsa sen ne yapardın Janus benim ne yapmam gerekir çünkü bir yol bulamıyorum.
ALTAR'IN YANITI:
(Editörün uyarısı: Soruda yer alan ‘PE’ harfleri, ‘Pozitif Enerji’ tamlamasının kısaltmasıdır.)
"benim sana soracağım şey cinsellik ile ilgili değil "
Arkadaşlar, tamam; cinsellikle ilgili sormak zorunda değilsiniz. Rahat olun. Ne de olsa yarımdan fazlası Janus.
"seni meşgul ediyorum eğer ilgilenmiyorsan sorumu cevaplamayabilirsin"
Meşgul etmiyorsun. Ama incelik güzel şey ve kişiye kazandırır. Ayrıca ben herkesin sorunları ile ilgilenirim. BU doğamda var. Çocukken büyükbabamı (adam Kültür locası üstad-ı muhtermiydi) sorguya çekmiş ve sözlerine eleştiriler getirmiş, sonunda ona "75 yaşındaki büyükbabasına akıl veriyor" dedirtmiştim. Benim için zor olan ilgilenmemektir.
"psikyatrik hastalıkları safsata olarak nitelendiriyorsun"
Öncelikle psikiyatrik değil, psikolojik diyelim (psikiatrik hastalık vardır)… ve ilerleyelim: Ortada bir sıkıntı olduğunu kabul ediyoruz. Bizim karşı çıktığımız bu durumların hastalık (hele en kötüsü "kişilik bozukluğu") olduğu iddiası. Depresyon dahil her sorun beyinde bazı hormon ve NTlerin salgılanma paternidir. Söz konusu paternler kuantum mekaniğine göre (Quantum mind ve ETC'ye göre) an bazında olurlar… ve an bazında yok edilebilirler. Ama bunlara hastalık dediğiniz anda kalıcılıklarını var edersiniz (nöral yolak oluşturursunuz). Yok etmek biraz beyin gücü gerektirir; kabul… ama kültürde bu öğretilse o kadar da zor değildir. Bizler (arkadaşlarım ve ben) sıradan beyinleriz. Bizler (hepimiz) %70 başarıyorsak, siz de çalışma ve zaman ayırmak ile başaracaksınız demektir. Bu yaşamdaki en büyük engelleyici, sorunların çözümü olmaması değil, çözümün asla beğenilmemesidir. Herkes eski düzenin devamı çerçevesinde çözüm ister… oysa sorunun var olma nedeni aktif olan yapıdır; sorunları değerli kılan ise yeni çözümdür.
"ben hiçbir şekilde başarılı olamıyorum başladığım işleri yarıda bırakıyorum ilgilenmediğim konulara ise tahammülüm yok "
Bu bence herkes için geçerli. Ancak yetiştirilme şekli veya kişisel yatkınlık nedeni ile kimileri bu baskıya boyun eğiyor. Bazı kişiler ise karakter (bilinç) yapısı nedeni ile empoze edilen (mecbur tutulan) yollara girecek gücü bulamıyor.
"çalışamıyorum işlerde işe girsem bile kısa sürede çıkıyorum"
Ben de böyleydim. Ailenin yüz karasıydım. Bir gün ailemden çok sevdiğim kişi bana acı, şaşkınlık ve dehşet ile bakıp "Sen nereden çıktın böyle" demişti. Bu olayı 1989 Yılından Beri adlı kitabımda bir vampir öyküsünün arasına sıkıştırdım. (Kitapta zaten gerçek gençliğimi bir vampir/kurt adam öyküsü olarak anlatmaktayım.) Oysa seneler sonra birbirinden çok farklı alanlarda hem -her seferinde- küçük bir şöhret sahibi olacak kadar yükseldim, hem de para kazandım. Bu gün sosyal çevremde insanların dostluk etmek istediği bir kişiyim. Önemli olan kişinin kendine uygun alanını bulması. Oysa bazı kişilerin alanı ataerkide lanetleniyor (yasa dışı işlerden söz etmiyorum).
"kendi başıma da bir işe giriş sem bile hep yarıda kalıyor "
Bu söz farklı bir şeyi ifade ediyor olabilir. Bizlerin teorisine göre kimse tembel değildir; sadece ona kendini gösterecek iş/alan yasaktır. Ancak sen kendi isteğinle girdiğin işte de kalıcı olmuyorsan ona bir şey diyemem.
"sevdiğim konularda yani okült ezoterik konularda okumalar yapıp belki uygulamalar bile yapabilirim"
Görüyorsun ki yarım bırakmadığın işler var… ki bu cümle, yukarıdaki kuşkumu giderdi. Yani haklıyız biz; istediğin işte kalıcı ve çalışkan olma potansiyelin var.
"ama bunları yaparken kendimi yenilmiş kendini bunlarla avutan birisi olarak görüyorum yani huzurlu şekilde sevdiğim şeylere yönelemiyorum"
Evet, haklısın. Bu suçluluk çok tanınan bir şey. Ataerkil yönlendirmeler o kadar güçlü ki, uymadığında, seçtiğin işte başarı göstersen bile, tadına varamayabiliyorsun. Katilimiz ne yazık ki en başta ataerkiye inandırılmış ailemiz. Bize bu yanlış ve zararlı şeyleri iyidir doğrudur diye onlar ezberletiyor.
Çok yakın zamanda bir öğrencim (bu laftan nefret ediyorum) her hobisini yarım bırakmakla ilgili suçluluğundan şöyle kurtuldu: Ona önemli olanın bitirmek değil, beyinde ödül devrelerini tetiklemek olduğunu anlattım. "Bitireceksin" kalıbına boyun eğmek ise onda stres yaratıyordu. Bu yüzden bitirse bile beklediği PEyi celp edemiyordu. Ama yarım bıraka-bıraka ilerledi ve zevk aldığı süre uzadığı için PE celbi arttı. Dün yazıştık: Önceki ördüğü çantayı da bırakıp, yeni ve daha zor bir modele geçmiş. Keyfi yerinde.
Burada bir parantez açayım. Bildiğin gibi bizler anaerkiliz. Bunun anlamı doğruların SADECE kadınlar tarafından, biz erkeklere danışmadan belirlenmesine inanıyor olmamız. Ve diyoruz ki, eğer dünyayı kadınlar yönetseydi bu gün popüler olan mesleklerin çoğu var olmazdı, en azından çok daha farklı meslekler oluşurdu; bu kadar insan pazartesi sendromu çekmezdi. Bütün insanları üniversite giriş adlı yarışa iteklemek bir katliamdır; çünkü sonuçta çıkış yolu sadece temelde iki elin parmak sayısı ile sınırlıdır. Oysa parmak izi kadar bilinç (yetenek) tipi vardır.
"bu dünyanın Evrenin Hapishanesi olduğu çok doğru bir kavram"
Evet haklısın. 722 de makrokozmos Cehennem (kutsal kitaplara göre insanların acı çektiği mekan) katlarından biri. Yani dalga fonksiyonunun çökmesi ile var olan ortam… maddeleşme. Ve devam edip diyoruz ki, daha kötü yerler de var. Dünya adlı planet, Dachau kapımdaki Kanada gibi. Bu inancımızı uzun süre dile getirmedik. Sonunda Mali (Mehmet Ali) bizi söylememiz konusunda ikna etti.
"senin böyle bir durum olsa sen ne yapardın Janus"
Ben böyle bir durumdan geliyorum dersem yalan olur; çünkü senin durumundan çok daha kötü bir durumdan geliyorum. Kavga etmeden çıkmadığım iş olmadı. Her seferinde açlığa çıktım. Defalarca (yıllarca) "tedavi" etmeye çalıştılar. Onca para döktüler uzmanlara. Hiçbir işe yaramadı. Beni daha da asi etti. Sonunda ne yapmam gerektiğini öğrenince hayatım düzeldi. 1998de ilk adımı attım. Sonra gıdım-gıdım, düşe kalka değiştim.
Bizlere göre herkesin bir yeteneği vardır; sorun bu yeteneğin ataerkide -birkaç dal ile sınırlanmış- "onaylanan işler" chart'ında yer bulamamasıdır. (Kadınların yönetiminde öncelikle bu düzenek değişecektir.)
Ancak hayatta hala da para kazanmak adlı bir kaçınılmaz gereklilik vardır. Bu durumun nedeni makrokozmosun lideri olan YHVH in lanetidir.
[Eski Atik - Yaratılış - 3:18-19 "Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın." " Ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın."
]
Yeteneğimizin olduğu konu (örneğin senin için belki de dediğin gibi "okült etüler) para kazanmamız için uygun olmayabilir. Bu bağlamda PE ye inanıyoruz ve diyoruz ki "Eğer istediğin işi yapıp, bu ortamda istemediğin bir şeyi yaparsan, yaptığına koşut olarak bir şey sana yardım edecek."
O (şey) ne? Ya da kim? Tanrı, pozitif kozmik bilgisayarcı, bilinçsiz bir sistem (evren), kendi beynimizin gizli yanı? Her ne ise o var ve söylemi aynı: Diyor ki "Pozitif ol, ben işleri senin adına toparlayacağım; bunu asla tek başına yapamazsın. Yapman gereken tek şey PE. PE ise bana benzemek demek".
Peki bu ne demek? PE için ne yapmak gerek?
İstemediğin bir şeyi yapmak.
Bana "E, baştan beri istediğini yap diyorsun, şimdi de tersini… kendinle çeliştin" diyebilirsiniz… ama hayır. Ben "İstediğinizi yapıp konunuzu -ne kadar yasak olsa da- seçin ve o ortamda istemediğiniz şeyi yapın" diyorum.
Anlatmak için yine kendimden örnek vereyim: Ben profesyonel jigolo olmaya karar verdim… tamam. Ama bu ortamda hiç beğenmediğim insanlarla olmam gerektiği kadar -bu daha önemli- onları MUTLU ETMEM GEREKTİĞİNİ öğrendim. Oysa ben bu işe para kazanmak kadar, eğlenmek için de girmiştim. Zengin ve olgun kadınlarla seks yapıp para almak istiyordum. Ama hayır dediler. İstediğini yaptın, jigolo oldun… sıra istemediğini yapmakta. Karşına çıkan her kadını kabul edeceksin ve onları -onların istediği ne ise vererek- mutlu kılacaksın.
Bu benim kafamdaki jigololukla ilgisizdi.
Kadınları mutlu etmenin cinsellikte istediklerimi yapmakla en küçük alakası yoktu. Onları mutlu etmek, onların dünyasına girmek, orada yer almak, kimi zaman karşı olduğum konularda esnek olmak, kabul edemeyeceğim şeyleri anlamaya çalışmak, hatta desteklemekti. HEP kendimden vermekti. İşte tüm bunlar istemediğim şeyleri yapmaktı. Giderek jigololuktan her konuda ücretli destekçiliğe (profesyonel dostluğa, özel eşlikçiliğe) evrildim… İki yıl önce bir de site açtım. Gerçekten hayatım güzelleşti.
Toparlayayım.
Önce ne istediğini -suçluluk duymadan- sapta. Çılgınca bir şey bile olabilir.
Bu işin kolay yolu.
Ve saptadıktan sonra istemediğin şeyleri yapmaya başla.
Bana "Tamam anladım ama istediğim işler nedir bulamıyorum" diyen çok oldu. Hatta biri "Bu adama vurmak istemiyorum, gidip vurmam mı gerek?" demişti.
İstenmeyen işleri tanıtmak için küçük bir şablon sunuyoruz:
- Seçtiğin alanda herkesle iyi geçin ve "veren hesap" ol. Yani okka altına git ve asla sinirlenme. Severek karşılıksız ver alnında.
- Yine alanında elinden geleni yapma, bunu herkes yapar, delice, manyakça çabala. "Yok; bu yapılmaz" dediklerini yapmak zorunda olduğunu bil. Darbe al, yaralan, berelen, yerlere düş yorgunluktan. Tüken.
- Seçtiğin alanda sor, danış ve söz dinle. Taklit et. "Rakip yok" de. Asla karşı çıkma. Uyumlu ol. Saygılı ol. Rakiplerinle olduğu kadar kimse ile YARIŞMA.
Bunları içten yap, rol olmasın. Evreni aldatamazsın. Beyninde bunları yaparken mutluluk, en azından rahatlık olsun: Hatta çıtayı daha da indireyim: en azından stres bulunmasın.
Yine anlamamış olabilirsin. Daha basitçe örnekleyeyim. Ailenle yaşıyorsan diyelim. Okült etütler yapmaya karar verdin. Baban seni destekliyor. Harika. İşte istemediğin işler için öneriler.
- Bulaşık yıkama (bulaşık makinesine bulaşıkları yerleştirme ve boşaltma) işini üzerine al. Ya da cam silme, yer süpürme işini.
- Veya haftada bir gün babana işinde yardım et.
- Ailedeki çocukları okula götür.
Ola ki bunlar severek yaptığın işlerse düşün: Ne yapmaktan kaçınıyorsun? O işleri ifa et. Bulamadın mı? O zaman yine şablonlar vereyim:
- İnsanları birleştir.
- Kimseyi eleştirme.
- Herkesi olduğu gibi kabul et ve seçimlere saygılı ol.
Bunlar da severek yaptığın işler mi? Bence doğru konuşmuyorsun, çünkü öyle olsa bu sıkıntıları yaşamazdın.
Daha basit formülize edeyim: Korktuğunu yap.
Yine kendimden örnek vereyim ve kendi "istemediğim işler" listemdeki üst sıralardaki bir tanesini örnekleyim: Ömür törpüsü sözcüğüne anlam kazandıracak kadar negatif olan, her şeyimi eleştiren, daima hakkımda ürkütücü kehanetlerde bulunan büyük teyzelerimden birini bayramlarda, yaş gününde aramak. Onun nedensiz öfkesini uyumlu laflarla gidermeye çalışmak. Bana yönelik eleştirilerine -abartmadan, saygı çerçevesinde- hak vermek ya da biraz hak vermek. Ve en büyük başarı: Onu dozunda överek (yağcılık yapmadan, inandırıcı argümanları bularak) gülümsetmeye çalışmak.
Eğer sözümü dinlersen evrenin kilidinin açılmamasına imkan yoktur.
Hayata yeni başlıyorsun. Ben 40lı yaşlarımda başladım. 31 yaş evrenle barışmak için bebek yaşıdır. Ataerki bunu da gizler, yaşlılık diye bir engel koymaya bayılır. Bu yüzden insanlar erkenden, yeterince denemeden "artık bitti" diyerek pes ederler.
Şansın açık olsun.
Güzel sözlerin ve sıcaklığın için çok teşekkür ederim. Havaya girmemek için çaba harcıyorum.
|